Komedi Sineması: 10 Yönetmen ve 20 Film

Beynimiz, sürekli hareket halinde olan dış dünyayı olduğu gibi kabul etmez, her olayı ayrı ayrı kavramaya ve bir sürece oturtmaya çalışır. Önünde yürüyen birisinin duracağını değil, yürümeye devam edeceğini varsayar, cebinden bir adet sigara çıkarmış olan birisinin diğer cebinden çakmak ya da kibrit çıkaracağını sigarayı gördüğü anda tahmin eder; öngörür, tahmin yürütür ve sadece bunlara dayanarak kararlar verir.

Mizah da tam olarak bu alınan kararların yanılgısına dayanır. Beynin daimi olarak öngördüğü, artık sıradanlaşmış olan dış dünya eylemlerinin sıradanın dışında sonuçlanması, peşinden gülmeyi getirir.

Birisi bir başka kişiye fıkra anlatıyorken, sıradanın dışında olan bir son cümleyle fıkrayı tamamladığında; beyin için bu beklediğinin dışındaysa ve aynı zamanda dağarcığının da içindeyse gülme kendini gösterir. Bununla birlikte bu son cümle beyin için şaşırtıcı değilse ve gülme eylemi kendini göstermemişse, ‘fıkra anlatan kişinin karşı tarafı güldürememesi’ de beyin için sıradanın dışında bir eylem olarak vuku bulup, bir şaşırtıcılık sunarak yine yeni bir gülme eylemine sevk eder kişiyi.

Mizahın açıklaması için öngörülen bilgilerin, sıradanlığın kırılması, gerçeğin/doğrunun bükülmesi tanımını yapmak çok da yanlış olmaz. Lakin bu çaba, sadece gülme eylemine neden olmaz. Öfke, nefret, üzüntü de aynı yerden beslenebilir; çünkü tabuları, köklü inançları, radikalleşmiş düşünceleri mizahına malzeme edip eğip büken kişi etrafında sadece gülen insanlar bulmayacaktır elbette.

İşte bu nedenle mizaha ihtiyacımız olduğunu ve en iyi öğretmenin de mizah olduğunu düşünüyorum. Kendini daha az ciddiye almak, gelip geçici olduğunun farkında olmak mizahla kavraması daha kolay erdemler. Değerli olan bir şeyi korumak için hiçbir şey yapmanın gerekmediğini, alaylarla ya da küfürlerle değerinin azalmayacağını fark etmek hep mizahla mümkün.

Bu nedenle, bu yazıda mizah duygusunu komedi filmi yapmasa dahi kaybetmeyen, daima yanında taşıyan yönetmenleri sıralamak istiyorum…

Charlie Chaplin (1889–1977)

charlie-chaplin.jpeg
Charlie Chaplin

Komedi ve sinemayı bir arada kullandıktan sonra ilk anacağımız isim haliyle Charlie Chaplin oluyor. Mizahın büyüsünü ilk anlayanlardan biri olan Charlie Chaplin’in, sessiz-renksiz filmleri dahi mizahından bir şey kaybetmiş değil. Deneysel olarak izlenip, ders niyetine notlar çıkarılabilir o sessiz-renksiz kısa filmlerden.

Öğreticilik gücü en yüksek enstrümanın da mizah olduğunu biliyordu Chaplin, hicvin gücünü gösteren de o oldu yaptığı filmlerle.

 

The Great Dictator (1940) – Modern Times (1936)

Ernst Lubitsch (1892–1947)

ernst-lubitsch
Ernst Lubitsch

Charlie Chaplin için ilk demiş olmama rağmen, konuyu başıyla, sonuyla, senaryosuyla, tiplerle ve diyaloglarla bir bütün olarak ele alan ilk komedi sinemacısı Ernst Lubitsch dersem kimseye ayıp olmaz diye düşünüyorum. Günümüzde dahi bir komedi filmi gördüğünüzde kurgusuyla, komediyi yaratmaya izin veren tiplerin varlığıyla, senaryoda sürekli olarak golü düşünen paslar atma teknikleriyle direkt olarak Lubitsch’in kullandığı ve sinemaya kattığı öğeleri bulabiliriz.

To Be or Not to Be (1942) – Ninotchka (1939)

Billy Wilder (1906–2002)

billy-wilder
Billy Wilder

Billy Wilder, kişisel olarak en sevdiğim sinemacılardan biri olduğu için övme konusunda çok eksiklik çekmeyeceğim birisi. Lakin en sevdiğim tarafı şu, herhangi bir Billy Wilder filmi izlemek, Billy Wilder’ı çok sevmek için yeterli oluyor. Sunset Blvd. ve Double Indemnity gibi komedinin dışında fakat sinema tarihinin en iyilerinin içinde filmler de yapmış olmasına rağmen, en sevdiği şeyin güldürmek olduğu çok aşikar Wilder’ın. Günümüz sinemasını ve komedisini en çok etkileyen kişilerden biri olduğunu 60 yıl önce çektiği filmleri izleyerek fark etmek de ayrı bir keyif.

Bazilari Sicak Sever (1959) – Garsoniyer (1960)

Woody Allen (1935 – )

woody-allen
Woody Allen

Woody Allen da Charlie Chaplin gibi komedi deyince akla gelen, bunun dışında popülerliğini sadece sinemasından değil, özel hayatındaki enteresanlıklarla da sağladığından herkesçe tanınan bir isim. Sinemaya başladığında standart komedinin dışına çıkmayan Allen, Annie Hall ile birlikte kendi ismiyle anılan bir romantik-komedi türü yarattı. Komedinin sürekli ihtiyaç duyduğu tipler yerine, karakter üzerine bina ettiği işleriyle komediyi başka yerlere götürmeyi başardı.

 

Annie Hall (1977) – Zelig (1983)

Pedro Almodóvar (1949 – )

pedro-almadovar
Pedro Almodovar

Almodovar, girift hikaye örgüleriyle kendini gösteren, komedi filmi yapmasa hatta dramatik, gerilim, korku, suç türünde filmler dahi çekse detaylar ve diyaloglarla mizahını yedirmeden yapamıyor. İspanyol olması nedeniyle Akdeniz kültüründen beslenen Almodovar’ın filmlerindeki karakterler ve problemlerde bizim kültüre olan yakınlığı da görmek mümkün.

 

 

Mujeres al borde de un ataque de nervios (1988)  – Volver (2006)

Joel Coen (1954 – ) – Ethan Coen (1957 – )

FRANCE-CINEMA-FILM-FESTIVAL-CANNES
Joel Coen – Ethan Coen

Coen kardeşler, az önce bahsettiğim Almodovar’ın tarzına yakın hikayeler yazıyorlar. Girift, kompleks ve eğlenceli şekilde birbirine bağlanan kurgularda, daha iyisini pek az görebileceğimiz ustalıktalar. Bununla birlikte birer sinefil olarak Amerikan sinemasına/kültürüne ve Western’e olan düşkünlüklerini de filmlerde ve hikayelerde daima görmek mümkün. Billy Wilder için en sevdiğim sinemacılardan biri demiştim, bu cümleyi bu listede kullanacağım ikinci ve son isim de Coen kardeşler.

Barton Fink (1991) – Büyük Lebowski (1998)

Quentin Tarantino (1963 – )

quentin-tarantino
Quentin Tarantino

Tarantino da herkesçe bilinen bir sinemacı olduğundan fazla anlatacak bir şey yok. Söylemek istediğim bir şey var, o da Tarantino’yu fazlasıyla Hip-hop ile ilişkilendirmem. Tarz olarak Hip-hop’a benzemiyor elbette işleri, sadece Hip-hop’ı var eden birleştirme, karıştırma, farklı şeyleri bir arada kullanma yönteminden fazlasıyla besleniyor Tarantino. Geçmişteki sinefil günlerine asla sünger çekmiyor, günümüzü ya da geçmişi sadece oldukları gibi olmaları gerektiğini düşünmüyor. Sinemasal gerçekliğe inanıp, kendi dünyasını yaratabiliyor ve bunu filmin her sahnesine işliyor.

Pulp Fiction (1994) – The Hateful Eight (2015)

Guy Ritchie (1968 – )

guy-ritchie
Guy Ritchie

İlk filmiyle çok iyi işler yapan yönetmenlerin, ikinci filmde beklentileri karşılamadığı çoktur. Guy Ritchie ise ilk filmi aratmayacak bir ikinci film de yaparak beklentileri tavana kadar çıkaran bir sinemacıydı. Fakat sonrasında törpülendi, daha sıradan, daha ortayolu filmler çeken bir yönetmene dönüştü. Buna rağmen mizah konusunda herhangi bir İngiliz işi, diğer milletlerinden komedisinden daha komik olma eğiliminde olduğundan (aksandan olsa gerek) Guy Ritchie filmleri izlemeye devam ediyoruz.

 

Lock, Stock and Two Smoking Barrels (1998) – Snatch (2000)

Anders Thomas Jensen (1972 – )

anders-thomas-jensen
Anders Thomas Jensen

Danimarkalı Jensen, genç yaşına rağmen çok çalışkan bir senarist, 40’a yakın senaryosu filme çekilen Jensen’in asıl mevzusu kendi filmlerinde elbette. Kara ve absürd mizahı kendi üslubunca yeniden yorumlayan Jensen, bir sonraki yazacağım isim Martin McDonagh’la birlikte yeni favori komiklerimden. Ne kadar anlatılırsa anlatılsın, izlemeden anlaşılmayacak filmler yapıyor.

De Grønne Slagtere (2003) – Adams Aebler (2005) 

Martin McDonagh (1970 – )

martin-mcdonagh
Martin McDonagh

Kariyerine tiyatroyla başlayan Martin McDonagh, sinemaya geç başlayanlardan. Lakin ilk uzun metraj filmi In Bruges ve sonrasında gelen Seven Psychopats ile kendine has bir sinemacı olduğunu en azından bana ispatlamış oldu. Son filmi Three Billboards ile bu seneki ödüllerin çoğunu da topladığına göre ispatlama işini resmiyete döktü de diyebiliriz.

Three Billboards, her yerde dönmeye başlamadan ilk iki filmi izleyerek McDonagh sinemasıyla tanışmanızı tavsiye ederim.

 

In Bruges (2008) – Seven Psychopaths (2012)

 

Öneri, istek ve düşünceleriniz için yorum yapabilirsiniz.

banabirseyogret.com’a yazılarınızı gönderebilirsiniz. Yazı göndermek isteyenlerin önce burayı okuması iyi olur: Yazı Gönder

 

 

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s